DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK RESİMLER İLETİŞİM

 

    MAKALELER

 


New Page 2

2013 Arşivi

2012 Arşivi

2011 Arşivi

2010 Arşivi

2009 Arşivi

2008 Arşivi

2007 Arşivi


New Page 2

Sınav Sorusu Paylaşımı

Araçlar ve Programlar

Türk Devletleri Ve Büyükleri







   Tarihde Kürtler
 Son Güncelleme: 18.03.2011  Okunma: 32  

TARİHTE KÜRTLER
Muhterem misafirler, aziz Arkadaşlar, sevgili Öğrenciler!
Burada sizlere, 2700 yıllık Türk tarihinin, yazık ki az bilinen bir yönünü açıklayacağım. Doğuda 100. boylam da denilen Tul dairesinden, yani Moğolistan kuzeyindeki Baykal Gölü batısından; batıda Viyana doğrusuna kadar ki 17. Tul dairesi arasında ve kuzeyde, 55. paralel de denilen arz dairesinden, güneyde Afganistan ve Basra Körfezinin bulunduğu 30. arz dairesi aralarındaki beş ayrı bölgede, tarih boyunca görülen Kürt adlı Türk uruklarını, tarih ve dil bakımından tanıtmaya çalışacağım. Bendeniz bu konuyu , Mayıs1946 da İstanbul da Tasvir gazetesinde üç makale halinde yazdığım Kürmanç Kürtlerinin Aslı adlı yazımdan beri 22 yıldır makale, konferans, risale ve kitaplarım ile işlemekteyim. Ankarada toplanan VI. Türk Tarih Kongresi Bildiriler kitabında çıkmış ve ayrı basımı da yapılmıştır.
Hepsi bugünkü gibi, serbest münakaşalı olmak üzere, 1951den beri Kürtler üzerine 9 defa konferans verdim. Bunların tarihini ve yerlerini saymamda, fayda vardır: Diyarbakır Lisesi nde Tarih Öğretmeni iken 1951 Mayısında, önce Öğretmen Okulu Salonu nda, sonrada Diyarbakır Öğretmenler Lokalinde, Kürtlerin Menşei adlı konferansımı verdim. Ergani deki Dicle Köy Enstitüsü Müdürü (şimdi Kayseri Senatörü) Sayın Hüsnü Dikeçligil in daveti üzerine, 1952 Mayısında Dicle Köy Enstitüsünde; Türk Milliyetçiler Derneği İstanbul Şubesi adına, 1952 Temmuzunda İstanbul-Eminönü Halk evinde; 1960 ara tatilindeki bir folklor seyahatim sırasında, Muş Valisi Erzurumlu Sayın Mehmet Belek in isteği üzerine, Şubatta Muş ta Sümer Sineması Salonunda; Erzurum Lisesinden Hocam, Türk Ocakları başkanı Sayın Prof. Necati Akder in isteğiyle, 1960 Ağustosunda Kars ve Erzurum halk Eğitim Merkezi Salonlarında ve 1962 Kasımında, yine Ankara Türk Ocağında, aynı adla bu konferanslarımı tekrarlamıştım.
Şimdi de Atatürk Üniversitesinde Tarih Öğretim Görevlisi bulunuşumun ikinci ayında, Erzurum da ilk konferansım olarak, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Talebe Derneği nin isteği üzerine, Tarih ve Dil Bakımlarından Kürtler adıyla bu konuyu, yüksek huzurlarınızda anlatmak, benim için büyük bir mutluluk olacaktır. Bugün bu arada, milli ve ilmi bir konu olan, yeryüzünde Türklerin yayıldığı beş ayrı bölgede, tarih boyunca tanınan Kürt adlı Türk urukları nı, birkaç saatinizi alacak olan bir uzunca konferansla anlatmaya çalışacağım. Bendenize bu mutlu fırsatı hazırlayan, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Talebe Derneği ne ve bendenizi dinlemek lütfunda bulunarak burayı teşriflerinizden dolayı, siz sayın dinleyicilere çok teşekkür ederim. Asıl konumuza girmeden, tarih boyunca Asya, Avrupa ve Afrika ya hakim olarak yayılan Türklerin, umumi ve ülke-bölge tarihindeki birçok meseleler gibi, Kürt adıyla tanınan kalabalık ve güçlü bir uruk yani kavmının: Neden şimdiye kadar incelenerek, derli toplu bir kitapla tanıtılamadığını, haklı olarak düşünenler olacaktır. Bu haklı düşünce sahiplerine, kısaca şöyle cevap verebiliriz: Rahmetli Ziya Gökalp, Birinci Cihan Savaşı içinde 1916 da ders yılı başında, şimdiki İstanbul Üniversitesi demek olan, Darülfülün u ıslah ederken, burada ilk defa bir Tarih Kürsüsü nü kurmuştu. Bu tarihten önce, koca Türk-Osmanlı İmparatorluğunda, Liselerin üstünde ancak Harbiye lerde harp tarihleri ve Mülkiye Mektebinde de, çoğu tercüme olan siyasi ve idari tarih okutulurdu. Fakat, 1916-1933 arasında İstanbul Darülfülünu Edebiyat Fakültesi Tarih Kürsüsü nde Müderris (Profesör) unvanı ile ders okutan rahmetli Necib Asım, Ahmet Refik, Şemseddin Günaltay, Fuad Köprülü gibi zatların hiçbiri, Tarih Enstitüsü nde okumamış ve doktora yapmamış kimseler olup, lisan bilen ve kendi kendini yetiştirmiş Harbiye, Hukuk veya Mülkiye mezunu idiler. Bu yüzden, eski Türkleri tanıtan kaynakların yazdığı Çince, Hintçe, Eski İran ca, Asurca, Yunanca ve Latince gibi dilleri bilmiyorlardı. Mezopotamya, Mısır ve Hitit yazılarını okuyan, tek bir Türk yoktu. Tarih ilmi usulü bakımından da kendileri donanmış olmadığından, 1916-1933 yılları arasındaki İstanbul Edebiyat Fakültesi Tarih Mezuniyet Tezleride, çok zayıf olup, Tez vasfını taşıyanların sayısı, bir elin parmağını geçmezdi.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12