DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK FOTOĞRAFLAR İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2018 Makale Arşivi

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

FOTOĞRAFLAR

İLETİŞİM

 

                                                                                                                                      
   Sultan Galiyev Ve Turar Rıskulov
 Son Güncelleme: 01.01.2019    

SULTAN GALİYEV GÜZEL BİR İBRETTİR
     Sultan Galiyev ve Turar Rıskulov eski Sovyetler Birliği dâhilinde yaşayan Türkler için son derece mühim şahsiyetlerdir. Sonraları, öne çıkışları ve ileri sürdüğü tezler açısından bakıldığında, bütün ezilen halklara yönelik fikirler de beyan etmesi, Galiyev’in biraz daha fazla tanınmasına yol açmıştır. Gerçekte bu ikisinin Türk dünyasını kucaklayan kurtuluş mücadelesinin temelinde ise, Anadolu Türkiyesi’nde başlayan ve başarılı olan Türk İstiklal Hareketi vardır. Mutlaka Türkiye’den haberdardılar ve etkilenmemeleri de mümkün değildir.
     Bununla birlikte, zaman zaman Rıskulov ve Galiyev’in karşılaştırıldığına şahit olmaktayız. Ancak onları incelediğimiz de, ikisinin de farklı hususiyetleri mevcuttur. Ama Galiyev teorisyenliğiyle, Rıskulov da uygulamacılığıyla göze batarlar. Aslında birini öbürüne üstün tutmanın şu anda hiçbir yararı yoktur. Asil Türk milletinin bu iki deli çocuğu bir vakitler, çok kısa, fakat dolu bir hayat yaşamışlar, aşağı-yukarı aynı ülküler için savaşmışlar ve bu suretle de vazifelerini iyi ya da kötü bir şekilde yerine getirerek, tarihteki yerlerini almışlardır. Sultan Galiyev hakkında şimdiye kadar yazılan eserlerin en dikkate değeri ve bütün dünyanın da bu tanıdığı çalışma, A.Bennigsen-C.Quelquejay, Sultan Galiyev ve Sovyet Müslümanları, Çev. N.Uzel, İstanbul 1981, adlı kitaptır. Onun dışında R.Muhammedi, Sırat Köprüsü, İstanbul 1993, isimli biyografig eserinde anılması gerekir. Bunların haricinde de pek çok neşriyat varsa da, yukarıda zikrettiklerimiz kadar çarpıcı değillerdir. Hayat hikâyesiyle alâkalı belgelere baktığımızda, onun Ufa bölgesinde 1882 tarihinde doğmuş olduğunu görürüz. Bütün Rusya Türkleri gibi, Çarlık rejiminin kültürel asimilasyonu altında bir çocukluk geçiren Galiyev, 20. asrın başlarında Türk dünyasında tesirli olan Cedid (Yenilikçilik) hareketinden etkilenmiş bir gençtir. Bilindiği üzere, birinci Bolşevik ihtilali (1905) sırasındaki hürriyet ortamından Rusya Türkleri ve Müslümanları da yararlanmaya çalışmışlar, buna bağlı olarak çeşitli kongreler ve toplantılar düzenlenmişti. İlki 1905 Ağustosunda, ikincisi 1906’nın Ocak-Şubat aylarında ve üçüncüsü de 1906 ağustosunda gerçekleşen Rusya Müslümanları kongrelerinde önemli kararlar alındı. Bunlardan çıkan en dikkat çeken sonuç; Rusların yaptıkları anti-Türk ve Müslümanlık propagandalarının kınanmasıyla, Türk düşmanlığına karşı mücadeleye karar verilmesiydi. Ayrıca Türkler arasında birlik ruhunun şekillenmesi açısından da bu kongreler çok önemlidir. Ama Türkler, yine malûm olduğu gibi bu müsait ortamdan yeterince faydalanamadılar. Şunu biliyoruz ki, 1903-1904 yıllarında Azerbaycan’da, aralarında Mehmet Emin Resulzade’nin de olduğu birtakım kişilerce “Himmet” adı altında Milli Sosyalizm’i ilke edinen bir parti kurulmuş idi. İhtilal sırasında bu siyasi teşekkül Bolşevikler ile Menşevikler arasında kaldı. 1907’de Çarlık rejimi kendisini biraz toparlayınca sert tedbirlere başvurmuş, Himmet Partisi de kapatılarak, üyelerinin bazıları tutuklanmış, bazıları da ülke sınırları dışına kaçmak zorunda kalmıştı. 1911 yılı sonlarına gelindiğinde ise Kasımzade Abbas ve Taki Nakioğlu’nun girişimleriyle Müsavat Partisi ortaya çıktı. Böylece Milli Azerbaycan hareketi siyasi bir platforma da sokuldu. Bundan bahsetmemizin sebebi, gençlik yıllarında da milliyetçi fikirlere sahip olan Sultan Galiyev, I. Dünya Harbi sırasında Azerbaycan’a gitmiş, orada öğretmenlik yapmış ve bu mesleği icra ederken, Azerbaycan’daki Müsavatçılarla tanışarak, onların fikirlerinden de ilham almıştır. Rusya’da 1917 yılında, yeniden hürriyet rüzgârları esmeye başlayınca, Sultan Galiyev ve bir takım Türkler, Bolşeviklerin yanında olmayı seçtiler. O, “yüreğimin üzerinde büyük bir ağırlıkla yüklenen milletimin sevgisi yüzünden Bolşevizme geldim” diyordu. Yani bu sözünden de anlaşılacağı üzere, kötünün iyisinde karar kılmak zorunda kalmıştı. Sultan Galiyev ve etrafındakiler ezilen Türklerle, Müslümanlar için tek kurtuluş yolunun komünizm olduğunu düşünürlerken, bir kısım milliyetçiler de Çarlık Rusya’sı sırasındaki gibi, Sovyet Rusya’ya karşı da tam bağımsızlık amacıyla kafa tutmayı sürdürdüler. Umumiyetle bu hareket Türkistan’da “Basmacılık” olarak yorumlanıyordu. Bilindiği üzere bunlara sonradan rahmetli Enver Paşa da katılacak, hatta o Türkistan’daki bu başkaldırı hareketinin önderi de olacaktı. Daha sonraları Basmacı mücadelesinin etkisizleştirilmesinde hem Rıskulov’un, hem de Galiyev’in maalesef mühim rolleri oldu. Onlar kaleme aldıkları makaleler ve Sovyet coğrafyasının çeşitli yerlerine yaptıkları ikna turları ve çalışmalarıyla sempazitanlar kazandırmışlardı. Elbette ki Kızıl Rusların onları oyuncak gibi kullandığını ve ihanet edeceklerini bilmiyorlardı. Yine de 1917’deki, I. Bütün Rusya Müslümanları Kongresinde, 1916’da başlayan Basmacı Hareketine katılanlara sempati ile yaklaşılması yolunda kararlar da alındı. Bu toplantıda en dikkat çekici çıkışı yapanlardan birisi Mehmet Emin Resulzade olmuştur. O; ayrı ayrı Türk ve Müslüman halkların bölgesel muhtariyetleri esasındaki bir federal düzeni savunuyordu.

1 2 3